Greg Ferro: Lomo'Instant Square ile Kaliforniya Rüyası

2017-08-31

Greg Ferro oldukça başarılı İtalyan bir yönetmen. Reklamcılık sektöründeki işinin yanı sıra, şu an ikinci uzun metraj filmi ve diğer kişisel projeleri üzerinde çalışıyor.

Uzun süredir şipşak fotoğrafçılıkla ilgilenen İtalyan yönetmen Greg Ferro Venice Beach seyahati sırasında Lomo’Instant Square’i test etti. Bu mekanın Kaliforniya’ya özgü eksantrik atmosferinin ona ilham verdiğini söylüyor. Burada zamanın durduğuna, insanların rahat ve huzurlu olduklarına inanıyor; bu da çılgın şipşak fotoğraflar için doğru karışım!

Selam Greg! Bu aralar hangi projeler üzerinde çalışıyorsun?

Devam eden çok fazla şey var...

Bu yıl, sonunda 10 sene kadar önce üzerinde çalışmaya başladığım belgesel projemi tamamlayacağım. Muay Thai eğitimi alan Tay çocukları konu alıyor. Bunun dışında, Japonya geçen bir moda filmi çekiyorum, yeni uzun metraj filmimin senaryosunu yazıyorum ve yeni fotoğraf Threesome (Lomo’Instant Wide ile çekilen) üzerinde çalışıyorum. Bu arada da düzenli olarak ödeme aldığım reklam projeleri yapıyorum.

Şu ana kadar çalıştığın en önemki proje hangisiydi?

Yönetmenim, bu benim önceliğim ve tutkum. 2014 ve 2017 yılları arasında ilk uzun metraj filmim olan "Family Girl" üzerinde çalıştım. Bu, ABD ve Tayland arasında çekilen, deneysel bir yol hikayesiydi. Bu filmimle gurur duyuyorum ve umarım bir gün, uluslararası bir film festivalinin seçkisi arasında yer alır.

Gelecek için profesyonel hedeflerin nelerdir?

Sinema tarafından bakacak olursak, bir yıl içinde yeni uzun metraj filmimin prodüksiyonuna başlamayı hedefliyorum. Fotoğrafçılık açısından ise iki sergimi önümüzdeki bahara kadar tamamlamayı ümit ediyorum: Threesome ve daha çok sokak fotoğrafçılığına odaklandığım ikinci bir proje.

Kariyerinde bizimle paylaşmak istediğin bir an oldu mu?

Yaşamım boyunca hep müzik eğitimi aldım. Bir sabah uyandım ve fark ettim ki, her şeyde başarısız olmuşum. Ne mi yaptım? Her şeye yeniden başladım... O gün müziği geride bıraktım, ve o andan itibaren yaşamım görüntü ve hareketle dolu hale geldi.

Lomography ile nasıl tanıştın, senin için ne ifade ediyor?

Film çekimlerime sadece analog fotoğrafçılığın mevcut olduğu dönemlerde başlamış olduğum için kendimi şanslı hissediyorum. Filmin kokusunu ve sesini seviyorum . Fotoğrafçılığa başladığımda, ilk olarak dijital makinelerle çekim yapıyordum, ama kısa sürede kaybettiğim bir şeyler olduğunu fark ettim. Dijital makineler sadece 0 ve 1’lerden oluşan diziler yaratılar, ama analog bir makine sen ve çevren arasında bir ilişki yaratıp, seni doğru ışığı yakalamaya zorluyor. Lomography’nin plastik makineleri ile başlayıp, sonradan şipşak ve son olarak da 6x6 formatına geçtim. – favorim o oldu. Lomography benim için çok önemli çünkü dijital dünyada, analog fotoğrafçılığı yeniden keşfetmeme olanak sundu.

Lomo'Instant Square ile neleri fotoğrafladın?

Venice Beach’te çekim yaptım çünkü burası benim için hem profesyonel hem de kişisel anlamda önemli bir yer. Burada sanki zaman duruyor (Sörf evlerine zarar veren yüksek fiyatlı hipster mağazalarına rağmen). Aslında o kadar insani görünmeyen insanların olduğu, çarpıcı ve sinematik bir yer var ... Bu, hiçbir ülkeye ait olmayan topraklarda geçen bir filmde olmak gibi; insanların sadece rahatlamak ve uyum içinde yaşamak için her yerden geldiği başka bir gezegende. Belki de vizyonum çok romantik, ama en Kaliforniya'da çekim yapmak ve yaşamak bana iyi geliyor: her an bir rüyayı yaşamak gibi.

Fotoğraflarını çekeceğin insanları nasıl seçtin? Tepkileri nasıl oldu?

Hep portreler üzerine odaklanan bir sokak fotoğrafçısı oldum. Fotoğraf çekmek istediğim kişiyle olan simyanın nasıl başladığını bilmiyorum. Rahatça yürüyüp, etrafımı gözlemliyorum. Birisi dikkatimi çektiğinde, onlara gülümsemek ve kameraya dokunmak yeterlidir. On seferin dokuzunda karşımdaki kişi önce şaşırıp, ölümsüzleştirilmekten mutluluk duyar. Tabii ki, bu her yerde geçerli değil, ancak Venedik Plajı'nda öyle.

Şipşak fotoğrafçılıkta farklı bir teknik izliyorum. Genelde filmin ilk karesini kullanmam gereken ayarları kestirmek için harcıyorum. Sonrasında çekimi başlayıp fotoğrafların oluşmasını izlemiyorum. Şipşakları bir kutuya koyuyorum (her zaman aynı kutu). Sonrasında eve geldiğimde onları incelemek için zaman ayırıyorum.

Bazen çok iyi bir fotoğraf çektiğime inanıyorum ama sonradan fark ediyorum ki düşündüğüm kadar iyi çıkmamış... Şansıma, bazen de o kadar tatmin olmadığım bir fotoğraf, biraz zaman geçtikten sonra beni şaşırtabiliyor. Benim için bu, şipşak fotoğrafçılığın anlamı ve cazibesi.

Sence, kare formatın en önce çıkan avantajı nedir?

Kare format? Cevap çok basit: SONUNDA! Şipşak fotoğrafçılık kare format ile doğdu ve bence başladığı yere geri dönüyor. Geniş formatı da çok seviyorum, sinematagrafik bir havası olduğu için, ama kare format, 6x6’da da olduğu gibi portre için ideal. Görüntüyü çok daha farklı bir bakışla kurgulaya zorluyor insanı: daha az doğal, çünkü kardaj daha dar. Bu da bir yansıma sürecine yol açıyor: dijital ortamda kaybolan bir uygulama.

Greg’in diğer işleri için websitesini, Vimeo kanalını ve Instagram hesabını ziyaret edebilirsin.

lomosmarti tarafından, 2017-08-31 tarihinde ve #insanlar başlığında yazıldı.

En yeni Kickstarter projemizi sunmaktan inanılmaz heyecan duyuyoruz: Lomo’Instant Square. Bahsettiğimiz dünyanın ilk tamamen analog kare format Instax fotoğraf çeken makinesi. Süper keskin fotoğraflar için 95mm cam lense, pozlama değerini kendi ayarlayan otomatik moda ve Lomography'e özgü tüm yaratıcı özelliklere sahip - ve tabii ki kompakt, katlanabilir bir tasarıma. Lomo’Instant Square Kickstarter üzerinden satışa sunuldu. Hemen bize katıl ve bu makineye Kickstarter üzerinden, planlanan perakende satış fiyatına oranla %35 indirimle sahip ol. Tekliflerimiz tükenmeden bizi desteklemeyi unutma!

Daha İlginç Makaleler