Yaratmak Üzerine - Tiffany Roubert ile Röportaj

Tiffany Roubert’in fotoğrafını gördüğünde tanırsın – işleri her zaman duygu ve karakter yüklüdür. Yakın zamanda onunla iletişime geçtik. İşi ve yaratıcı süreci hakkındaki duruşuna saygı duyduğumuzu söylemeden geçemeyeceğiz. Bu röportajda sen de onu biraz daha yakından tanı, belki de bu muhteşem sanatçıdan bir iki şey öğrenebilirsin.

© Tiffany Roubert

Selam, Tiffany! Lomography Dergisi’ne hoş geldin! Şu an hangi yaratıcı süreçler üzerinde çalışıyorsun?

Selam! Çok teşekkür ederim. Şu an daha ziyade etkinlik ve sanatçı fotoğrafları üzerine ajanslarla çalışıyorum ama yakın zamanda kendime ait bir seri yaratmayı düşünüyorum... belirsizlik?!

© Tiffany Roubert

İlk çektiğin fotoğrafı hatırlıyor musun? Bu fotoğrafçılık yolculuğuna çıkmayan seni iten neydi?

2012 yılında, Avustralya’da eğitim görürken fotoğraf çekmeye başladım. Fotoğraflar çok kötüydü ama deklanşöre basmanın verdiği hissi sevdim ve devam etmeye karar verdim. Sonrasında da hiç durmadım. Her gün bu işi yaparak yaşamını kazanmak hiç de kolay değil, ama kolay olsa o kadar da tatmin edici olmazdı sanırım.

© Tiffany Roubert

Sence kendi benzersiz fotoğraf stilini oluşturmak neden önemli?

teknik bilgi tabii ki önemli ama bu işi kalbini ve ruhunu koymalısın. Fotoğrafın bir ruhu olmalı; sadece teknik açıdan güzel olması yeterli değil. Başka sanatçıların işlerine bakmak, kendi stilini geliştirmekte yardımcı oluyor. Ayrıca ne yapmayı isteyip, ne yapmayı istemediğini de belirleyebiliyorsun. Kendi stilimi geliştirmek için, sevdiğim şeyleri fotoğraflıyorum, insan ya da mekan, fark etmiyor.

© Tiffany Roubert

İşlerin dünyanın önde gelen dergilerinde yer aldı. Seni her gün ilham veren işler yaratmaya iten nedir? Sen nelerden ilham alıyorsun?

Sanırım tanıştığım farklı insanlardan. Dünyanın farklı şehirlerini gezecek kadar şanslı oldum ve şu an dünyanın en kozmopolit şehirlerinden birinde (Londra) yaşıyorum, bu da bana yeni insanlarla tanışıp yeni hikayeler yaratma fırsatı sunuyor.

© Tiffany Roubert

Şu an Londra’da yaşıyorum dedin, burada en çok fotoğraf çekmeyi sevdiğin yer neresi?

Londra’nın doğusundaki Brick lane/Shoreditch bölgesinde çekim yapmayı çok seviyorum. Devasa bir fotoğraf stüdyosy gibi, bu bölgedeki sokak sanatları, Londra sokak fotoğrafçılığı için inanılmaz bir arka plan oluşturuyor. Camden gibi karakter dolu ve çevresinden ayrılan bir bölge. Her tarz fotoğraf için mükemmel.

Tower Bridge ve Westminster Bridge arasında, Thames Nehri üzerindeki Millennium Bridge’den çekim yapmayı çok seviyorum St. Paul's Katedrali bu noktadan çok iyi görünüyor.

© Tiffany Roubert

Fotomuhabirlik ve belgesel fotoğrafçılık üzerine master yaptın. Eğitimin sırasında fotoğrafçılık hakkında öğrendiğin en önemli şey ne oldu?

Bu inanılmaz bide deneyim, çünkü kendini rahat hissettiğin alanın dışına çıkmak zorunda kalıyorsun. Tabii ki fotoğraflarını gören kimse seni daha iyi hissettirmek için uğraşmıyor (selam anne!) ve bu da seni başka türlü asla çekmeyeceğin fotoğrafları çekmeye itiyor. Sanırım eğitimim sırasında öğrendiğim en önemli şey, fotoğraf makinesinin bir nevi pasaport yerine geçtiği oldu, sana gözlemlemeyi planlamadığın, parçası olmayı düşünmediğin şeyleri denemen için fırsat sunuyor. Fotoğrafçılık bana yepyeni bir dünyanın kapılarını açtı ve onun sayesinde her şeye farklı gözlerle bakıyorum.

© Tiffany Roubert

Çekim öncesinde modelinle iletişim kurmak senin için önemli mi?

Belli bir ruh halini yansıtan fotoğraflar çekmeyi seviyorum, o yüzden modelimle önceden iletişim kurmak benim için önemli oluyor. Önceden tanışıp, kişiliklerini yansıtan fotoğraflar çekmeye çalışıyorum.

© Tiffany Roubert

Yeni bir proje çekimi üzerinde çalışmadığı zamanlarda Tiffany Roubert’in bir günü nasıl geçiyor?

Arkadaşlar, keşif, kafeler ve barlarla dolu geçiyor... ama aynı zamanda model ve lokasyon arayışı, fotoğraf düzenleme ve mailler yazmak da günümün bir parçası!


Tiffany’e bu güzel fotoğrafları paylaşmamıza izin verdiği için çok teşekkür ederiz. Eğer diğer işlerini merak ediyorsan websiteni ve Instagram hesabını takip edebilirsin.

cheeo tarafından, 2018-01-30 tarihinde ve #insanlar başlığında yazıldı.

Daha İlginç Makaleler