Kullanıcı hesabın var mı? Giriş | Lomography'de yeni misin? Üye Ol | Lab | Şuanki Site:

Diana Baby 110'la Başlayan Lomography Yolculuğum!

Bu harika analog makinelerle tanışmam bir arkadaşım sayesinde oldu. Diana Baby'mi aldığımdan beri, kendimi resmen analog dünyasının içinde hissediyorum. Sözü uzatmadan, bu makalede, Lomography Yolculuğu'mun benim için ne kadar eğlenceli olduğundan bahsettim.

İlk defa geçen hafta analog kamera kullandım. Öncesinde, arkadaşım Lomography’den bana sık sık bahsetmişti, ama açıkcası pek de önemseyip incelememiştim ta ki arkadaşım Fisheye One Red alana kadar! Gördüğümde ve kullandığımda resmen bayıldım ve en kısa zamanda kendime de almaya karar verdim.

Fisheye One ile çekilen fotoğraflar:

1 alana 1 bedava kampanyası vardı. Hemen Lomography Gallery Store’a gittik ve Diana Baby 110 aldık birer tane. Film olarak da Lomography Lobster Redscale 110 aldım.

Çektiğim ilk fotoğraf biraz bulanık çıktı çünkü bulb modunda(Uzun pozlamada) çekmiştim. Hafiften titrettiğim için de bulanık oldu. Bulb modunda net fotoğraflar çekebilmek için kameranın sabit durması gerçekten de önemli. Titretirseniz fotoğraflar net çıkmıyor. Az olsa da titretmiş olmama rağmen yine de güzel fotoğraflar yakalayabilmişim. Çok bulanık çıkmamışlar. Ama şu da var ki banyolamadan sonra oldukça şaşırdım çünkü beklediğimden farklı çıkmışlardı. İşte Lomography Yolculuğu’mun da eğlenceli kısmı bu: Neyin nasıl çıkacağını bilmemek!

Bu fotoğrafı çok sevdim, çok nostaljik duruyor. İnsanı 1960’lara götürüyor adeta. Bilmiyorum belki ben abartıyorumdur ama bende uyandırdığı his bu en azından.

Kapalı alanda bulb moduyla çekilmiş bir çoklu pozlama örneği. Yanlış hatırlamıyorsam 3 kere pozlamıştım.

Bunu da kapalı alanda olduğum ve mekanda yeterli ışık olmadığı için bulb modunda çekmiştim. Bulanık çıkmamış, pek titretmemişim. Fena çekmemişim yani anlayacağınız.

Sonraki gün Çengelköy sahiline gittim ve biraz daha fotoğraf çektim. Öteki gün de Galata’ya gittim. Fotoğraf çekerken hep aklımda ayarlamaya çalışıyordum nasıl çıkacaklarını. Banyolandıktan sonra fotoğraf çekerken aslında pek de planlı olmamam gerektiğini anladım. Çünkü spontane çekim yaptığında Lomography’nin asıl zevkini alıyorsun. Özellikle de çektiklerim arasında öyle bir fotoğraf vardı ki ne zaman, nerede ve nasıl çektiğimi tam olarak hatırlamıyorum. Sadece vizörden bakmadan çektiğimi anımsıyorum. Anlaşılan o ki bu fotoğrafın benim içi ayrı bir önemi var: Vizöre bakmadan ve resmen spontane çektiğim ilk fotoğraf! Kim bilir, belki de çoklu pozlama yapmışımdır.

Galiba bu favori fotoğrafım. Nasıl çektiğimi hatırlayabilsem kesinlikle farklı karelerde de denerim.

Daha Lomography’yle öğrenip deneyimlenecek o kadar çok şey var ki! Hepimize iyi eğlenceler!

mascakir tarafından yazıldı ve mascakir çevirdi

Henüz yorum yapılmamış, ilk ol

Makaleyi farklı bir dilde okuyun

Bu makalenin orijinal dili: English. Ayrıca şu dillerde de bulabilirsin: Spanish.