Lomo Amigo: Oyuncu Damla Sönmez ve La Sardina Fotoğrafları

"Aşık olduğunuz işi yaptığınızda iş bir yüke değil de kendinizi geliştirebilmeniz için bir fırsata dönüşüyor." diyen oyuncu Damla Sönmez yakın zamanda Lomography La Sardina ile çekimler yaptı. Damla'nın çektiği fotoğrafları ve onunla yaptığımız röportajı merak ediyorsan, okumaya devam et!

Merhaba Damla, Lomography Dergisi’ne hoş geldin. Lomography Topluluğu’na biraz kendinden bahseder misin?

Kendimi bildim bileli oyuncu olmak istedim ve sürekli bununla ilgili çalıştım.

Aşık olduğunuz işi yaptığınızda iş bir yüke değil de kendinizi geliştirebilmeniz için bir fırsata dönüşüyor.

Lisede okul tiyatrosundaydım. Liseden sonra Fransa’ya Paris III Sorbonne’da tiyatro okumaya gittim. Eğitimimi Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar’da tamamladım. Okuldayken fırsat bulabildikçe yurtiçinde ve yurtdışında atölyelere katılmaya devam ettim. Mesleğimin her yönünü çok seviyorum. Bir gün kendi projelerimi de geliştirmeyi çok istiyorum.

Seni ödüllü filmlerde görüyoruz, sinema kariyerin nasıl ilerliyor?

2009 yılında Bornova Bornova filmiyle başladı. 49. Altın Portakal’da Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazandım. Uzun Hikâye, Kurtuluş Son Durak, Sen Aydınlatırsın Geceyi derken Deniz Seviyesi geldi. Deniz Seviyesi de aralarında Adana Film Festivali ve Uluslararası Milano Film Festivali olmak üzere birçok festivalden ödülle döndü. 2017’de Ayla ve Taksim Hold’em’in ardından bu yıl Sibel uluslararası festivalleri geziyor, yakında Türkiye’de de vizyona girecek. Sinema farklı farklı kültürlerden farklı farklı insanları bir araya getiren, ortak bir dil kurmalarını sağlayan bir alan. Festivaller ve ödüller de filmleri görünür kılıyor, bu birleştiriciliği besliyor. Hikaye anlatmayı seviyorum. Umarım hayatım boyunca hikayeler anlatmaya devam ederim.

Fotoğrafla aran nasıl? İlk çektiğin fotoğrafı hatırlıyor musun?

Fotoğraf çekmeyi seviyorum. Fotoğraf makinem de oldu, güzel fotoğraflar çekeyim diye. Teknolojinin hayatımıza bu kadar girmesiyle kolaylaştı durum ama bu telefonlarımızla fotoğrafçıların yaptığı işleri yapıyoruz demek değil. An dondurmak an kaydetmek de çok keyifli. İlk çektiğim fotoğrafı bugün hâlâ saklıyorum. Kalamış Parkı’nda annemle babamı çekmişim, ben 3 yaşındayken. 3 yaşlarında olduğumu düşünüyorum çünkü göz seviyesi o, o yaş boyu hizasında. Annem kahkahalar atarak eğilmiş, babam dik duruyor, o yüzden annem girmiş sadece kadraja.

Yakın zamanda La Sardina ile çekim yaptın, bu nasıl bir deneyim oldu senin için?

Güzel ve zorluydu. Bugün telefonlarımızla fotoğraf çekerken, sonrasında hemen üzerinde değişiklik yapıyoruz, ama La Sardina kullanırken tüm düzenlemeleri makinada çekmeden önce yapman gerekiyor. Analog makina kullanmanın, telefonlarla sürekli dijital fotoğraf çekmeye alışanlar için böyle bir zorluğu oluyor. Bence bu hız gündelik hayatlarımıza da yansıyor. Artık hemen her şey olsun istiyoruz. Başka bir sabırsızlık yaratıyor. Tam olarak ne olacağını bilmemek ve çekmeden önce o özeni gösterip, bütün özelliklerini ayarlamak o fotoğrafa o zamanı, o emeği harcamak artık alışık olmadığımız bir şey ama bir o kadar da eğlenceli ve bilinmez.

Sibel filmi dünyayı dolaşıyor. Sen de onunla birçok yere gittin. Peki, Gezici Festival’in Sibel’in yolculuğunda özel kılan ne?

Bir film tamamlanıp seyirciyle buluşma yolculuğuna başladığında kendisi bir karakter ediniyor. Sibel’le dünya festivallerini dolaşırken söyleşilerde beni en çok etkileyen şey, bir noktadan sonra seyircinin kendi hikayelerini anlatmaya başlaması. Bu bir sinemacı olarak da, insan olarak da sizin bakış açınızı genişleten sizi geliştiren bir alışveriş.
Gezici festival her sene oluşturduğu müthiş seçkiyle birbirinden güzel şehirleri geziyor, filmleri, sinemacıları oradaki insanlarla buluşturuyor. Coğrafya kültürel olarak, entelektüel olarak insanların dünyayı görme biçimlerinde çok büyük bir etkiye sahip. Bu sene katılabildiğim Ankara ayağında, Ankara’nın muhteşem seyircisiyle bir hikaye üzerinden dertdaş olduk yine. Yorulmadan, yılmadan, yıllardır farklı farklı şehirlere filmler tanıtan Gezici Festival, tüm festivallerin arasında ulaştığı şehirler açısından paleti en fazla renk barındıranı.

Çektiklerin arasında “bunu en çok seviyorum” dediğin bir fotoğraf var mı?

Baktığın yer değişince boyut önemsizleşir, öz kendini belli eder.

La Sardina kullanıcılarına önerilerin var mıdır?

Sabırlı olun. Hıza çok alıştık. Bir fotoğrafı ortaya çıkarırken deklanşöre basmadan önce geçirdiğiniz sürenin de keyfini çıkarın.

Gelecek dönemler için yeni projelerin nelerdir?

Senaryosunu Sean O’Bryne'ın yazdığı, Sonia Nassery Cole tarafından çekilen I Am You isimli bir filmimiz var. Afgan mültecilerin kendilerine bir yuva arayışlarının hikayesi. Şu an post-prodüksiyon aşamasında. Ben de heyecanla bekliyorum. Ali Tansu Turhan tarafından çekilen , benim de yapımcılığını üstlendiğim bir kısa film serimiz var. İki filmin setinden çıktık, festival yolculukları için gün sayıyoruz.

Lomography Türkiye ekibi olarak bize zaman ayırdığın için teşekkür ederiz.

nural tarafından, 2019-06-12 tarihinde ve başlığında yazıldı.

The LomoChrome Metropolis is the first truly new color negative film to be released in years. Following the success and now legendary status of the LomoChrome Purple and LomoChrome Turquoise, this new emulsion will be available in 35 mm, 110, 120, and 16 mm. Drenching your photos in muted colors, poppy contrast, and desaturated tones, this film is dark, grungy, quite unlike anything you've seen before. Back us on Kickstarter and help us usher in a new era in film photography!

Daha İlginç Makaleler